Ana Sayfa / Teknoloji / Yapay Zeka / Yapay Zeka Devrimi : 9. YZ Bizim İçin Ne Yapabilir ?

Yapay Zeka Devrimi : 9. YZ Bizim İçin Ne Yapabilir ?

Süperzeka ve nasıl yaratacağını bildiği bütün teknolojiler sayesinde, YSZ muhtemelen insanlık tarihindeki bütün sorunları çözebilirdi. Küresel ısınma? YSZ öncelikle CO2 emisyonunu durduracak, fosil yakıtlarla alakası olmayan yeni bir enerji üretim şekli bulurdu. Sonra fazla CO2 ‘i atmosferden kaldırmanın bir yolunu bulurdu. Kanser ve diğer hastalıklar? YSZ için sorun değil—sağlık ve tıp aklın alamayacağı şekillerde kökten değişirdi. Dünyadaki açlık? YSZ nanoteknoloji gibi şeyler kullanarak sıfırdan et yaratabilir ve bu, gerçek etle moleküler açıdan benzer olurdu—diğer bir deyişle, gerçek et olurdu. Nanoteknoloji bir çöp yığınını taze et veya diğer yemeklere dönüştürebilir (normal şeklinde olmaları gerekmezdi — büyük bir küp elma hayal edin) ve tüm bu yemeği dünyaya aşırı gelişmiş bir ulaşım şekliyle dağıtabilirdi. Tabii bu hayvanlar için de harika olurdu, çünkü artık insanlar tarafından öldürülmeleri gerekmezdi.

YSZ, tehlike altındaki türleri kurtarmak ve hatta soyu tükenmiş türleri DNA kalıntıları üzerinde çalışarak geri getirmek gibi daha birçok şey yapabilirdi. YSZ bizim en karmaşık ve büyük sorunlarımızı da çözebilirdi — ekonomiler nasıl işletilmeli ve dünya ticareti en iyi nasıl kolaylaştırılır gibi, hatta felsefe ve etik konularındaki en anlaşılmaz sorunlarımızı da— bunların hepsi YSZ’ye acı verici derecede bariz olurdu.

Ama YSZ’nin bizim için yapabileceği, baştan çıkarıcı öyle bir şey var ki, hakkında yazılar okumak bildiğimi düşündüğüm her şeyi değiştirdi:

YSZ, ölümlülüğümüzü yenmemizi sağlayabilirdi.

Birkaç ay önce, ölümlülüklerini yenmiş potansiyel daha gelişmiş uygarlıklara duyduğum kıskançlıktan bahsetmiştim. Daha sonra bunun, benim ömrüm içinde insanlığın yapabileceği bir şey olduğuna inanacağımı ve bunun hakkında bir yazı yazacağımı tahmin etmemiştim. Ama YZ hakkında bir şeyler okumak emin olduğunuz her şeyi (öleceğiniz fikri de dahil) tekrar düşünmenize sebep oluyor.

Evrimin ömrümüzü daha fazla uzatması için bir sebebi yoktu. Üreyecek ve çocuklarımızı kendilerine bakabilecek yaşa getirecek kadar yaşayabilmemiz evrim için yeterli. Evrimsel bir bakış açısından bakarsak, türler 30+ yıllık bir ömürle başarılı olabilir. Yani alışılmadık derecede uzun yaşamın doğal seçilim sürecinde avantajlı olması için bir sebep yok. Sonuç olarak, biz W.B. Yeats’in tanımladığı gibi “ölen bir hayvana bağlanmış bir ruh”uz. O kadar da eğlenceli değil.

Ve herkes her zaman öldüğü için, ölümün kaçınılmaz olduğu varsayımı altında yaşıyoruz. Yaşlanmayı zaman gibi düşünüyoruz—ikisi de ilerlemeye devam ediyor ve bunu durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Ama bu varsayım yanlış. Richard Feynman şöyle yazıyor:

Biyoloji biliminde, ölümün gerekliliğine dair bir kanıt olmaması en dikkat çekici şeylerden biri. Devridaim hareket oluşturmak istediğimizi söylerseniz; fizik araştırmalarımız süresince bulduğumuz kanunlara göre bu ya imkansız, ya da kanunlar yanlış. Ama biyolojide henüz ölümün kaçınılmazlığına işaret eden bir şey bulunamadı. Bunun bana önerdiği şey şu: ölüm hiç de kaçınılmaz değil; bilim insanlarının bu sorunun gerçek sebebini bulması ve insan vücudunun geçiciliğinden oluşan bu evrensel, berbat hastalığın tedavi edilmesi an meselesi.

Olay şu ki, yaşlanmak zamana takılmış değil. Zaman ilerlemeye devam edecek, ama yaşlanmak devam etmek zorunda değil. Düşünürseniz mantıklı geliyor. Yaşlanma dediğimiz şey vücuttaki fiziksel maddelerin yıpranması. Bir araba da zamanla yıpranıyor—ama yaşlanması kaçınılmaz mı? Eğer bir arabanın parçalarını yıpranmaya başladıklarında değiştirseniz veya kusursuz bir şekilde onarsanız, araba sonsuza kadar çalışır. İnsan vücudunun da bundan farkı yok—sadece daha karmaşık.

Kurzweil kan akışında bulunacak, insan sağlığı için sınırsız sayıda görev (mesela vücudun herhangi bir bölgesinde yıpranan hücreleri onarmak veya değiştirmek) gerçekleştirebilecek wifi ile bağlı nanobotlardan bahsediyor.  Eğer mükemmelleştirilebilirse, bu süreç (veya bir YSZ’nin bulacağı çok daha akıllıca bir şey) yalnızca vücudu sağlıklı tutmakla kalmaz, yaşlanmayı tersine çevirirdi. 60 yaşında bir vücutla 30 yaşında bir vücudun farkı yalnızca gereken teknoloji olsa değiştirebileceğimiz bir avuç fiziksel şey. YSZ bir “yaş yenileyici” geliştirebilir, buna giren 60 yaşında biri 30 yaşında birinin vücudu ve cildiyle çıkabilirdi. Sürekli sersemlemekte olan beyin bile YSZ kadar zeki bir şey yenilenebilirdi tarafından (kişilik, anılar vs. gibi beyindeki verileri etkilemeden bunu başarmanın bir yolunu bulurdu). Bunamadan muzdarip 90 yaşında birisi yaş yenileyiciye girebilir ve yepyeni bir kariyere başlayacak kadar keskin çıkabilirdi. Absürd görünüyor, fakat vücut yalnızca bir avuç atomdan oluşuyor ve bu atomları YSZ kolaylıkla kontrol edebilir. Yani aslında hiç de absürd değil.

Kurzweil sonra işleri büyük bir adım ileri götürüyor. Zaman geçtikçe yapay maddelerin vücuda çok daha fazla entegre edileceğine inanıyor. Öncelikle, organlar sürekli çalışan ve asla bozulmayan aşırı gelişmiş makine sürümleriyle değiştirilebilirdi. Sonra vücudu yeniden tasarlayabileceğimize inanıyor; sıradan alyuvar hücrelerini, mükemmelleştirilmiş ve hareketlerine kendileri güç verebilecek, dolayısıyla kalbe olan ihtiyacı ortadan kaldıracak olan alyuvar hücre nanobotlarıyla değiştirmek gibi şeyler mesela. Beyne de geçiyor ve beyin aktivitelerimizi şimdikinden milyarlarca kat hızlı düşünebilecek kadar geliştirebileceğimize inanıyor. Bu noktada insanların dış bilgilere de erişimi olacak çünkü beyne yapılan yapay eklentiler sayesinde buluttaki tüm bilgilerle iletişim kurmak mümkün olacak.

Yeni insan tecrübesinin ihtialleri sınırsız olurdu. İnsanlar seksi amacından ayırarak yalnızca üreme için değil, zevk için yapılabilir hale getirdi. Kurzweil bunu yemekler için de yapabileceğimize inanıyor. Nanobotlar vücuttaki hücrelere mükemmel besini ulaştıracak ve sağlıksız herhangi bir şeyin hiçbir şeyi etkilemeden vücuttan geçmesini sağlayacak. Bir yiyecek kondomu. Nanoteknoloji teorisyeni Robert A. Freitas zaten kan hücrelerinin yerini alacak ve bir gün vücuda uyarlanabilirse bir insanın nefes almadan 15 dakika boyunca koşmasını sağlayacak bir şey tasarlardı, YSZ’nin fiziksel kapasitemiz için ne yapabileceğini siz düşünün artık.  Sanal gerçeklik yeni bir anlam kazanırdı—vücudumuzdaki nanobotlar duyularımızdan gelen bilgileri bastırabilir ve bunları, bizi görebildiğimiz, duyabildiğimiz, hissedebildiğimiz ve koklayabildiğimiz tamamen yeni bir ortama koyan sinyallerle değiştirebilirdi.

Nihayetinde, Kurzweil bir gün insanların tamamen yapay oldukları bir noktaya ulaşacağına inanıyor; biyolojik maddeye bakıp “insanlar eskiden bundan mı oluşuyormuş, ne kadar ilkel” diyeceğimiz bir zaman; insanların mikroplardan veya kazalardan veya hastalıklardan veya yıpranmaktan öldüğü insanlık tarihinin erken dönemlerini okuyacağımız bir zaman; YZ Devrimi’nin insanları ve yapay zekayı birleştirerek (bunu okurken bakabileceğiniz eğlenceli bir gif) sona erdirebileceği bir zaman. İşte Kurzweil insanların nihayetinde biyolojimizi fethederek yok edilemez ve sonsuz olacağımızı böyle düşünüyor, denge kalasının öbür tarafı için görüşü bu. Ve oraya ulaşacağımızdan emin. Yakında.

Kurzweil’ın fikirlerinin üzerine önemli eleştiriler çektiğini duyduğunuza şaşırmazsınız heralde. 2045 için olan tekillik ve beraberinde gelen insanlar için sonsuz yaşam ihtimalleriyle, “ineklerin büyük kurtuluşu” veya “140 IQ’ya sahip insanlar için akıllı tasarım” denilerek dalga geçildi. Diğerleri onun bu iyimser zaman çizelgesini, veya beyin ve vücut anlayışının seviyesini, veya normalde donanımdan yazılıma geniş bir yelpazede kullanılan Moore yasasını uygulayış tarzını sorguladı. Kurzweil’a hevesli bir şekilde inanan her uzman başına, hedeften çok uzakta olduğunu düşünen üç uzman düşüyor.

Ama beni en çok şaşırtan şey şu, ona katılmayan uzmanlar söylediği her şeyin mümkün olmadığını söylemiyor. Gelecek için okuduğum bu egzotik görüşünden sonra eleştirmenlerin “Tabii ki böyle şeyler gerçekleşemez” demiş olmalarını bekledim, fakat bunun yerine “Evet, bunların hepsi güvenli bir şekilde YSZ’ye geçebilirsek olabilir, ama zor kısım da bu.” gibi şeyler diyorlardı. Bizi YZ’nin zararları hakkında uyaran önemli seslerden biri Bostrom, şunları kabul ediyor:

Bir süperzekanın çözemeyeceği veya en azından çözmemize yardım edemeyeceği bir sorun düşünmek zor. Hastalık, fakirlik, çevre felaketi, gereksiz öldürülen her tür: bunlar gelişmiş nanoteknolojiye sahip bir süperzekanın ortadan kaldırabileceği şeyler. Ek olarak, bir süperzeka nanotıp kullanımıyla yaşlanma sürecini tersine çevirerek veya kendimizi yükleme seçeneği sunarak bize sonsuz ömür verebilirdi. Bir süperzeka ayrıca entelektüel ve duygusal kapasitemizi gözle görülür derecede arttırmak için fırsatlar da yaratabilirdi ve bize neşe içinde oyun oynayacağımız, birbirimizle bağ kuracağımız, tecrübeler ve kişisel gelişim yaşayacağımız ve ideallerimize daha yakın yaşayabileceğimiz deneysel bir dünya kurmamızda yardımcı olabilirdi.

Bu Emin Köşe’de olmayan birinden gelen bir alıntı, ama karşılaşıp durduğum şey bu oldu—Kurzweil ile belirli nedenlerden ötürü dalga geçen ama YSZ’ye güvenli bir şekilde geçiş yapabilirsek dediklerinin imkansız olmayacağınıdüşünen uzmanlar. Kurzweil’ın fikirlerini bulaşıcı bulmamın sebebi de bu—çünkü bu hikayenin iyi tarafını dile getiriyor ve gerçekten de ihtimaller dahilinde. Eğer iyi bir tanrı olursa.

Emin Köşe’deki düşünürlerden duyduğum en öne çıkan eleştiri, söz konusu YSZ olduğunda olumsuz tarafını değerlendirmede tehlikeli derecede yanlış olma ihtimalleri olduğu. Kurzweil’ın ünlü kitabı The Singularity is Near 700 sayfadan uzun ve bu sayfaların yaklaşık 20’sini potansiyel tehlikelere ayırmış. Daha önce kaderimizin, bu yeni devasa güç doğduğu zaman bu gücü kimin kontrol edeceğine ve isteklerinin ne olacağına bağlı olduğunu söylemiştim. Kurzweil bu sorunun iki kısmını da düzgün bir şekilde şöyle cevaplıyor: “[YSZ] bir sürü farklı çabalardan ortaya çıkıyor ve medeniyetimizin altyapısıyla son derece bütünleşmiş olacak. Gerçekten, vücutlarımıza ve beyinlerimize derinlemesine gömülü olacak. Buna bağlı olarak, bizim değerlerimizi yansıtacak çünkü biz olacak.”

Ama cevap buysa, neden dünyadaki en akıllı insanların çoğu bu kadar endişeli durumda? Stephen Hawking neden YSZ’nin gelişiminin “insan ırkının sonunu getirebileceğini” ve Bill Gates “neden bazı insanların endişeli olmadığını anlamadığını” ve Elon Musk “şeytanı çağırdığımızdan korktuğunu” söylüyor? Ve neden konunun uzmanlarından birçoğu YSZ’ye insanlığın en büyük tehdidi diyor? Bu insanlar ve Kaygılı Cadde’deki diğer düşünürler, Kurzweil’ın YZ’nin tehlikelerini terslemesine inanmıyor? YZ Devrimi hakkında çok, çok endişeliler ve denge kalasının eğlenceli tarafına odaklanmıyorlar. Diğer tarafa, korkunç bir gelecek gördükleri tarafa, kaçma ihtimalimizden emin olmadıkları tarafa bakmaya dalmış durumdalar.

 

KaynakKaynak

Mutlaka İncele

Yapay Zeka Devrimi : 7. Ölümsüzlüğümüz veya Sonumuz

“Elimizde, muhtemelen insanlığın tüm geleceğinin bağlı olduğu, süresi belirsiz ve son derece zor bir problem …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir